Antik eserler İMİTASYONLARIYLA
hayat buluyor
Parayı ilk kullanan Lidyalılardan yunanlılara, Romalılardan Osmanlılara kadar bütün Anadolu medeniyetlerinin günümüze kalmış eserleri Harbiyeli Mehmet SÜNER'in usta ellerinde yeniden hayat buluyor.
Günlük yaşamda kullanılmış metal objelerin yanısıra mermer ve mozaik gibi sanat yönünden güçlü eserler de aslına uygun olarak Harbiyeli sanatçı Mehmet Süner tarafından yeniden yapılıyor. İmitasyonla hayata dönen antik eserler neredeyse geleneksel yöntemlerle ve aynı hammaddelerden yapılıyor.

Harbiye’ye gittiğinizde o güzel mekanları gezerken bu yörenin yetiştirdiği değerli ustaların hünerlerini görmeden dönmeyin. Harbiye tarih boyunca büyük ustaların mekanı olmuş. Antakya Müzesi’nde sergilenen mozaiklerin büyük çoğunluğu Harbiye’den çıkarılmış. Bu yöreden toprağı biraz eşeleseniz tarih çıkacak gibi duruyor. Binlerce yıl öncesinin eserleri görkemleriyle izleyenleri hayran bırakıyor. O dönemlerdeki sanat anlayışlarının yansımalarını bu eserlerde görebilirsiniz.

Roma döneminin lahitleri, kral ve yönetici heykelleri, evlerin tabanlarını, tavanlarını ve duvarlarını süsleyen mozaikler, ekonominin döngüsünü sağlayan sikkeler birer birer yeniden var oluyor. Bu eserleri Hatay Arkeoloji Müzesi’nde gezerek görebilirsiniz. Ancak bu eserleri günümüze taşıyan bir başka isim daha var: Mehmet Süner.

Harbiyeli sanatçı bu tarihi eserleri tekrar özgün koşullarda oluşturuyor. Sanatçı Lidyalılar’dan Osmanlı döneminin eserlerine kadar Anadolu’da hüküm sürmüş medeniyetlerden kalan tüm eserleri günümüzde tekrar yaratıyor.
“Sikkelerin, objelerin, kap-kacakların, elden geldiğince orjinaline yakın bir şekilde imitasyonlarını elde etmeye çalışıyorum. 25 yıldır bu işle uğraşıyorum.” 25 yıllık birikimin verdiği bir sabır ve kalıp çıkarma kültürü var. Bu ürünleri görmek için Harbiye’deki Öz Hermes İmitasyon Heykel ve Takı Mağazasını gezebilirsiniz. Bildiğiniz gibi Hermes, Yunan Mitolojisi’nde tanrıların habercisi ve ulağıdır.

Mehmet Süner’in yaptığı eserler genelde Roma ve Yunan dönemi ağırlıklı. Süner bu eserleri şöyle anlatıyor: “Roma ve Yunan tanrılarının heykelciklerinin neredeyse tamamının imitasyonlarını yaptık. Geçmiş medeniyetler eserlerinde genellikle altın, gümüş ve bronz kullanmış. Günümüz piyasa şartlarında altın ve gümüş kıymetli olduğu için bazen daha az kıymetli metallerle aynı imitasyonlarını yapıyoruz. Ama genelde aslına sadık kalmaya çalışıyoruz, eğer eser altınsa altından, gümüşse gümüşten imitasyon yapıyoruz.

Üretim tekniği geçmiş dönemlerle neredeyse aynı. Sadece teknolojinin yeni nimetlerinden faydalanıyoruz. Örneğin eskiden kol gücüne dayanan darp tekniği ile yapılan eseri günümüzde hidrolik preslerle yapıyoruz. Ama teknik özünde aynı.”

Süner atölyesinde tarihi eserlerin imitasyonlarını yapmak için değişik kalıp alma teknikleri kullanılıyor.

Mehmet Süner bu yöntemleri şöyle sıralıyor: “Orijinal parçadan kalıp alma, bir modeli yeniden tasarlayıp, yapıp ondan sonra kalıbını alma gibi teknikler var. Mozaiklerde ise fotoğraf ve çizimlerle büyütüp orjinaline sadık kalarak yeniden yapıyoruz. Mozaik geçmişte doğadan toplanan taşların işlenerek dizilmesi ile elde edilirdi. Günümüzde de aynı teknik uygulanıyor. Yine doğadan kesilen taşlar, kesicilerle önce küçültülüyor sonra tek tek dizilimi gerçekleştiriliyor.

Bir imitasyon çalışmasının bitişi esere göre değişiyor. Bir sikkeden bahsedersek; bir kalıbın yapımı bazen bir ayı geçebiliyor. Kalıp elde edildikten yarım saat veya bir saat sonra eser ortaya çıkıyor. Bundan istenilen adette çoğaltma yapılabiliyor”.

52 yaşındaki sanatçı bu işe çocukluk yıllarında ilgi duymaya başlamış. Çünkü çocukluğunda algılamaya başladığı gibi Harbiye, çok eskilerden, özellikle Romalılar döneminden beri önemli bir yerleşim ve sanat merkeziydi. Mehmet Süner bu süreci şöyle anlatıyor: “Harbiye, Roma aristokratlarının yazlık yeri olduğu için, her taraf tarih kaynıyor. Birebir bunların içinde yaşayan insan kayıtsız kalamaz. Bu bir merak uyandırdı. Geçmişte o teknolojiyle bu eserler yapılmışsa, ben bugün bunları hayli hayli yaparım mantığı ile ilk çalışmalar ortaya çıktı. İlk çıkan eserler çok yüksek kaliteli değildi ama zaman içinde kendi kendine düzelmeye başladı. Şimdi yaptığımız çalışmalar geçmişi günümüze taşımak oluyor. Her bir eserde canlı bir tarih çalışması yapmanın verdiği mutluluğu yaşıyorum.” Özellikle yurtdışından gelen turistlerin bu çalışmalara büyük ilgi göstermesi Mehmet Süner’i mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Turistler eserleri alırken, o sikkenin, heykelin hikayesi de anlatılıyor. Bu yüzden yapılan iş sadece bir imitasyon üretimi değil. Bir kültür, sanat ve tarih bilgisi gerektiren bir sanatçı duyarlılığında bir tanıtım çalışması.
Orijinal eserin üretildiği dönemdeki işçilik teknikleri bile bilinmeden eserler yapılmıyor. Bazen eksik olarak bulunan eserleri, imitasyonlarında kendisi tamamlıyor. Orjinalinde toprak altında eksik çıkarılan Çingene Kız Mozaiği’ni imitasyon çalışmasında, o kültürü ve işçiliğini bilerek tamamlamış. Mehmet Süner’in aslına uygun olarak yaptığı bu imitasyon eserler Türkiye’de ve yurtdışında büyük ilgi görüyor. Hatta para koleksiyoncularının yoğun talebi varmış. Diğer yandan, Mehmet Süner’in ürettiği sikke ve diğer eşyalar, Türkiye’deki ve dünyadaki bazı müzelerde, hediyelik eşya reyonlarında satışa sunuluyor. Böylece müze severlerin gezerek orjinalini gördükleri eserleri, sanki sahip olmuşlar gibi hissetmeleri sağlanıyor. Süner’in eserleri sadece müzeler ve koleksiyoncular için cazip gelmiyor. Modern ve antik tarz takı üreticileri onun eserlerini takılarda kullanıyorlar. Bir bakıyorsunuz Süner’in yaptığı Roma sikkesi küpe olmuş, madalyon olmuş, bayanların güzelliğine güzellik katıyor. Ya da kravat iğnesinde yerini almış beylerin şıklığını tamamlıyor. Süner, atölyesinde geçmişin sanatını ve hayatını yeniden üretip bugüne taşıyor.

 

iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiCopyright © Has Seyahat Dergisi / HAS Turizm 2007 - Bütün Hakları Saklıdır.

DİĞER GAZETE VE DERGİLER